“ Ölüm bu kadar yakınken sevgili insanlık, bence savaşmak tam bir aptallık…”
(Cemali Safa)
Ey insanlık;
Ben bir şehrin şirin beldesinde, hayatı doğruluğu ile yaşamaya çalışan bir gencim. Ülkem Türkiye. Yaklaşık 80 milyonunuza yakın bu ülkede yaşamakta. Hayatımı ülkemin kurallarıyla yaşamak zorundayım. Bu kurallar sorgulanamaz kurallar. Çünkü bir anayasamız var. O ne derse o oluyor?
Ha bir de başka kutsal varlıkların kuralları var, bu varlıkların da kuralları sorgulanamıyor. Anne, baba, dede, amca, aile dostu bir çok kimse, kutsallaşmış insanlardır ve bunların kurallarının dışına da çıkamıyorsunuz. Hatta bu insanların kuralları, örf, adet ve gelenek olarak geleceğe aktarılıyor ve o kurallar da kutsallaşıyor. En son geriye Yaratıcı kalıyor. (Biz yaratıcımıza Allah diyoruz, bazılarınız Tanrı diyor. Bazılarınıza ve biz müslümanlara göre tek, bir çoklarınıza göre birden fazla ve bazılarınıza göre hiç yok.) Yaratıcı’nın kurallarını işimize gelirse uyguluyoruz, işimize gelmezse yapmıyoruz.
Sevgili insalık;
Size neden mektup yazıyorum. Çünkü içimdekilere bütün insanlığa duyurmak istiyorum. Bu ihtiyacımın temel sebebini de bilmemekteyim. Sadece seslenmek istiyorum. Ki artık herşeyin de mantıklı bir cevabının olmasını da istemiyorum. Zaten benim şu an yaptığım kiminize göre doğru, kiminize göre yanlış.

Sevgili insanlık;
Hepiniz farklı meşguliyetlerdesiniz. Biriniz uyuyor, biriniz içiyor, biriniz yiyor, biriniz savaş çıkartıyor, kiminiz yuva yıkıyor vesaire vesaire. Ama ben çoğunlukla “aptallık” yaptığımızı düşünüyorum. Çünkü Dünya’nın halini görüyoruz. Ne kadar boktan şeyler oluyor. Yani şahsen dünyada, güzel şeylerin olduğunu sanmıyor gibiyim.
Peki bu neden böyle?
Şimdi inanın o kadar çok sebep var ki, bunların aktarmak benim için çok güç. Ama zaten bunun neden böyle olduğunu gazeteler -yalandan da olsa- yazıyor, çiziyor değil mi?
Fahişelerin kendilerini arsızca sergiklediklkeri sokaklardan geçerken, fahişelerin dramının filmini çekip sizlere izletmek gibi çılgınca fikirlerim oldu. Çünkü kendimi bildim bileli şaşarım fahişelere. Daha sonra savaşları ve savaşın ortasaında kalan çocukların fotoğraflarını, belki ders alırsınız diye sergilemek istedirdim, sığacağınız bir sergi salonunda.
Hem neden çabalıyorsunuz ki bu kadar, anlamış değilim. Yaşamak güzel, ama güzel hayatın ölümü daha güzel. Bu yüzden buradan sizlere durun demek istiyorum. Bir nefes alın ve yanınızdakini sevmeye çalışın. Bitirin savaşları ve bırakın sapkınlıkları, yarın son değil mi?
Hem şimdi bazılarınız, bir yıl sonra, beki de bir an sonra ölecekler. Nereden biliyorsunuz? O yüzden tam sevmek vakti. Ölüm bu kadar yakınken sevgili insanlık, bence savaşmak tam bir aptallık…
Benden söylemesi, sizden duyması…




