Bu şehirden ayrılmama sayılı günler kala, bir İstanbul gezisinin dünden yorgunluğunu üstümden atamadığım bir halde, yazı masama oturup, penceremin perdesini aralayıp, gri gökyüzünün altındaki gri İstanbul’un bir sokağına bakarak yazıyorum.
Bir sevgiliden ayrılıyor hissini vermesine de açıkçası da şaşmadım. İstanbul’a bir ben mi hayran sanki. Aslında hiç bahsetmek istemiyorum bu durumdan.
Öyle aklımda yazacak bir şeyin olduğunu iddia edemem. Ama eğer bir yazar-yazarcık bir şeyler yazmak istiyorsa; mutlaka yazmalı ki, görevinin yerine getirsin. Bu yazış biçimi biraz endişesiz olacak ki, rahat ve okunaklı bir yazı olsun.
Baktığım sokağa doğal olrak yabancı olmadığım için ara ara dışarı bakıyorum, bir şeylerden bihaber olmamak veya haberdar olmak için. Mesela şu yüzüne baktığım zaman insanın içini karartan uzun boylu kız az önce yine suratındaki o inanılmaz ifadeyle evinin merdivenlerine doğru seğirtti. Onunla bir iki kez dışarıya çıkmış, kendisinin özel yaşantısının sırlarını bendenizle paylaşmış ve sonrasında bende onu ukalaca ve çakma bir bilgece tavırla dinlemiş ve sözde ona hayatı anlamlandıran ve umutlandıran bir kaç söz sarfetmiştim. O da beni samimi bulmuştu. Yani rolümü iyi oynamıştım. Şu an evinde, belki de pijamalarını giymiş, sıcak odada televizyon seyrediyordur ya da belki de hayatına ağlıyordur bilemiyorum. Ama onu bu iki şeyin dışında hayal edemiyorum.
Sonrasında zaten benim sokağım bir küçük olduğu için pek birşeyler olmadı, olamadı. O kadar da bakmama rağmen herhangi bir şey cereyan etmedi.
Bizim sokak da aynı yazı masam gibi. Birbirinden farklı üç kitap (ki biri yeni aldığım ve bayılarak okuduğum Masumiyet Müzesi, diğeri Hitler’in saçmalıklarıyla dolu Kavgam ve üçüncüsüde tasavvufu çok güzel anlatan Fâni’nin Noktanın Sonsuzluğu serisinin dördüncü kitapı),onlarında altında ingilizce pratik kitapçıkları, bir masa lambası, hayata dair tuttuğum ve sonraları kitaplarımda paylaşacağım notlarla dolu bir ajanda, takmaktan sıkıldığım gözlüğüm, bir kaç bozuk para ve bilgisayarım…
Aslında belki de masam o kadar boş değil… Ama sokağım… Sokağım bomboş ve iç karartıcı girilikte…