-elbette Cansu ve Ceyda’ya-
Kasım’da tatlı ve sıcak bir gün. Yer sevgili İstanbul-Beyazıt. Tramvay yolunda yürüyorum. Sanki tanıdık birilerini arar gibi. Bütün insanlar, bütün yüzler yabancı oysa. Hiç kimse yok tanıdık. Bir yalnızlık hissediyorum.
Sonra bir büfeye yaklaşıyorum bir su almak için. Cebimden bir kaç bozuk para çıkartıyorum. Tam adama parayı verecekken, gözüm bir kaç tanıdığıa ilişiyor. Hatta şu an için yaşadıkları da, diyalogları da tanıdık ve onların dışındaki herşey ve herkes; büfeci, insanlar, tramvay hepsi duruyor.
Bir genç benim yaşlarımda, bir anne, bir kız kardeş (henüz sekiz yaşında sanırım)… ağabey elindeki ketçaplı cipsi (benim küçük kız kardeşim de cipsi sever ve cipse “cipsi” derdi küçükken) yerine koyuyor büfenin yanındaki cipslerin yanına, annesinin telkiniyle… (annenin de endişesi ve kızın istediğini istemeyeşinin sebebi ise yine benim annemin endişeleriyle aynı; “ellerini kafasına sürer”) ve genç oradan “kek var mı” diye soruyor büfeciye ve küçük kız çocuğunun yüzünde tanıdık bir ifade ve tanıdık bir cümle;
“Ya ağabey ya…”
Sonra tekrar herşey yeniden geriye dönüyor. Ben suyumu alıp giderken, gözlerimin pınarlarında yaşlar büyük bir gayretle süzülmeye çalışıyor. Ama akmadı bir şey. Sadece her zamanki gibi, bu anlarda olduğu gibi alt çenem titriyor. Özlemi, hasreti ve gurbeti iliklerime kadar hissediyorum o kadar.
Benim de isteklerini geri çevirdiğim, kızdığım, mutlu ettiğim, hikaye kitapları aldığım, hayat ile ilgili tavsiyeler bulunduğum, bir bardak su istediğim, özlediğim, sevdiğim iki kız kardeşim var…
Bu tanıdık bir kaç dakikalık olaydan sonra hissettiklerim, aslında benim kadar uzak olduğumu (ki oysa sadece yüz elli kilometre uzaktaydım) , ve aslında ne kadar da özlem dolu olduğumu gösteriyor.
Dünya’da kız kardeşe sahip olmak güzel şey. Onların size bir şeyler öğretiyor. Bu öğrendiklerinizle, aslında bir nevi diğer tüm genç kızların çoğunun, birer kız kardeş olduklarını anımsıyor ve tebessüm ediyorsunuz… ve sevgilinizi bir başka seviyor ve değerlere farklı bir değer katıyorsunuz…
O yüzden ben dünya da iki kız kardeşe sahip olduğum için çok mutluyum… ve onların bana hissettirdikleri bu acı yansımaları bile tebessümle yaşıyorum…
Sizleri çok özledim…

İşte sol tarafta görülen bu çalışma masasını kurdum ve işten arta kalan zamanlarımda, bir genç kızla bir yerlerde çekirdek çitletmek yerine, burada yazı yazmaya ve sürekli okumaya karar verdim.