
“haliyle sevgili N’ye”
Yarı yoldan geri döndüm bu hikayeyi anlatmak için. Kaleme alacağım hikaye yaşadığım ve yazmak istemediğim en aptal hikayelerden biri olarak her zaman hafızamda olacak…
Bir kaç metrekare alanda, hani şu ekmek parası kazanmanın derdindeydik. Sanatsal bir iş yapıyorduk ve hayat kurtarıyorduk. Ve belki de bazı hayatların kurtarılmasına engel oluyorduk. Tabi bu çok ender bir ihtimaldi ama bir ihtimaldi.
Ben ile beraber yaklaşık dokuz-on kişiydik o bir kaç metrekare alanda.
Anlaşmak ve sevmek zor değildi aslında. Ama olmuyordu. Sanki saydam bir engel vardı aramızda… her defasında birbirimize koşarken o engele çarpıp geri dönüyorduk ve o saydam engelin ardından birbirimize kızıyorduk sanki bunun suçlusu bizmişiz gibi…
Dokuz-on kişilik insanlardan sadece bir kişiyle anlaşmamakta ısrar ediyordum nedense. Onunla aramızdaki engel o kadar kalındı ki, kırılamıyordu. Ön yargılarla ve dedikodularla dolu koca, saydam bir engel…
Adı N. idi ve üç-dört defa dışarı çıkmış ve bir kere beraber içki içmiştik. Sarhoş olduğunda o kadar tatlı oluyordu ki, o saydam engel bile aramıza girmeye cesaret edemiyordu. N. Hanım diye hitap ederdim ona, Kadıköy’de beraber kol kola gezerken bile. “bana hanım deme N. de artık ” demişti sonunda. “tamam” demiştim. “iş yerinde de sarhoş ol” diye eklemiştim. Bu fikir ikimizin de hoşuna gitmişti ama bir detayı görmüyordum o -kendince- sarhoş değildi; “çakırkeyif” olmuştu sadece.
Onu gizliden severdim. Bildiğiniz gibi değil. Hani arkadaş olarak derler ya işten ondan. Zaten bir erkek bir kızı pekala severdi ve aşık olmasına gerek yoktu öyle değil mi… ona aşık değildim. Sonuçta arkadaşımdı ve seviyordum. Ama saydam bir engel vardı. O lanet olası engele ikimizde engel olamadık ve anlaşamıyorduk…
Oysa anlaşmak ve sevmek zor değildi.
Sonra gitti. O gidince o koca saydam engel de gitti. Bir boşluk olmuştu. Gitmeden o dedikodu yapılan kapı arasında ben ona “böyle olmamalıydı” demiştim. Ağlamıştı ve tekrar ağlamaya başladı. Gözlerinin yaşını silmeden “inşallah dışarıda arkadaş oluruz” diye temnni etmişti. Ve sarılmıştı. O parfümü nerede duysam anımsarım. Bir iki kere N. kokmuştu. Sonra ise gitmişti.
Aradan belki bir yıla aşkın süre geçti. Ne yaptığı hakkında en küçük bir fikrim yok. En son bir sosyal paylaşım sitesinde kendine rastladım. Sağ olsun arkadaşlık teklifimi kabul etmiş. Güzel gülen bir kaç fotoğrafına rastladım. Anlaşamadığımız o yıllara geni döndüm. Tebessüm ettim…
Oysa anlaşmak ve sevmek zor değildi.
Din kitaplarını okumayı severim. Babam çocukluğumda din kitabı almıştır eve. Din kitapları en çok promosyon ve kampanyayla satılırdı babam da alırdı haliyle. Ben o din kitaplarını babam aldıktan altı yıl sonra okumaya başladım ve hemen hemen hepsini bitirdim.
Ben sivil yaşantıda bu kadar üşür müydüm, hatırlamıyorum… oysa çok uzun zaman olmamıştı sivil yaşantımdan ayrılalı. İnsan ne çabuk alışıyor ve ne çabuk unutuyor sevgili okur…