Okuyacak ne çok şey var. Yazacak ve yaşayacak. İnsanları özlediğimi söyleyemem. Her yanım insan. Ben bile. Boynumdaki kireçlenmenin ağrısına dayanmak güç. Unutur gibi oluyorum, ama gerçekten unutamıyorum bu ağrıyı. Tıpkı yıllardır unutamadığım kalp ağrısı gibi.
Kızmayalım, darılmayalım. Biz Yazar garip ve ilginç şeyler yazmazsak, nasıl yazar olabiliriz? Bu mümkün mü; Değil… o yüzden biraz farklı, biraz sıradışı olmalıyız ki işin bir espiri olsun. Hem postmodern kültürün yansıması da böyle.
Aslında bakmayın bizde farklı şeyler yaşamıyoruz. Tüm insanların yaşadıklarını yaşıyor. Aynı toprağa ayak basıp, aynı gökyüzüne bakıyoruz. Yazarla sadece yaşadıklarını derinden hissediyorlar ve tüm bunları hangi amaca hizmet ettiklerini bilmeksizin/bilmek istemeksizin kaydediyorlar.
Sonra insanlar bunları okur. Yazarlar doğal olarak tüm yazılanların (yaşanılanların) kolay okunması için edebiyatı icat etmişlerdir. Bir iki farklı kelime, bir iki devrik cümle. Sonra okur bunları okur…. sonra kendilerini unuturlar ve bizlere kafa yorarlar. Bilmezler ki, aynı şeyi yaşadıklarımızı.
Örneğin yazılan bir pornografik-erotik hikayede sonra gerçekten o kızla sevişip sevişlmediğini sorarlar. “Hayır” dersin… hatta evlilik öncesi cinsel münasebete karşısındır. Sadece bir hikayeyi; hikaye kahramanının gözünden anlatmışındır.
Gerçek okurlar daha iyi anlar sizi. Ama gerçek okurlar, hep gerçek yazarları okurlar…
Öyle değil mi?
0 Responses to “Yazmak Üzerine -Çelişki-”
Leave a Reply