…ve onların bir derdi vardı. Kendilerinin çok ağır olduklarını sanırlardı. Kendilerine, kendi kendilerine acılardı. Kocaman şehirde, tek başlarına bu dert yüküyle bir yaşam mücadelesi vermeye çalışırlar ve kendilerinin anlam derinliğinde karşısındakinin kaybolduğunu sanırlardı… gülücüklerle ve kalabalık caddelerde yaptıkları serbest hareketlerle dertlerini gizlemeye çalışırlar ve çok derin insanların bu dertlerini anlamalarını beklerler ve yanılırlardı.
Hayattaki derin kavramların adını koyamamış küçük kız çocuklarından bahsediyorum sizlere. Onlarla çok fazla ortak noktam yok ama bir an kendimi kaptırıp, onlarla onlar olabiliyorum. Bu yüzden bazan kendime çok kızıyorum. Ve güllerin solmasına izin veriyorum.
O güller, gülücükler; hepimizin -belki de- zaman zaman kapıldığı, “postmodern depresif” ataklarda kendilerini ifade etmenin güçlüğünü yaşıyorlar sevgili okur. Dün gece, hiç alışık olmadığım bir halde, anlatmaya çalışacaktım. Ama anlamak istemediler. Bunu kaldıramayacağımı söylediler… onlar yerinde saymanın kararını vermişlerdi… güçlü değillerdi. İstanbul size göre değildi… üzülmek elde değildi…
…
…ve insanların varolduğunu anımsatan insanların gösterdiği-göstermediği-göstermekzorundaolduğu-göstermekzorundaolmadığı sevgileri vardı…
Ve onlar hakkında yazmak bizlere kelam etmek düşmezdi… kutsal kitapta zaten onlar yazılıydı…
0 Responses to “Onlar ve Onlar”
Leave a Reply